Üniversiteyi kazanıp yeni hayatınıza ilk adımı attığınızda bu sefer hiç bilmediğiniz bir şehirde yaşamak sizi korkutmasın. Bundan böyle ‘ anne otobüsü kaçırdım, geç kalacağım, merak etmeyin ‘demeyeceksiniz. Ya da ‘ baba bu akşam kızlar Elif’ler de toplanıyor, bende gidebilirmiyim ?’ diye izin almayacaksınız.
Tüm bunlar başlangıçta bireysel yaşamınız için çekici geliyor değil mi 🙂 Ama artık düşünmeniz gereken çok daha farklı sorumluluklarınız var.
Adım adım yeni hayat…
İlk olarak gideceğiniz şehirde yurtta mı kalmalısınız yoksa iki üç arkadaş bir ev mi kiralamalısınız? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişkenlik gösterecektir. Her iki seçeneğin de kendi içinde avantajları ve dezavantajları vardır. Mesela bir yurtta kaldığınız zaman yemek, temizlik, güvenlik gibi sorumluluklarınızı sizin adınıza yurt çözecektir. Ancak aynı odada kaldığınız arkadaşlarınızla uyum içinde yaşayamadığınız zaman sıkıntılı bir süreç sizi bekliyor demektir. Bunun yanında yurtların her zaman daha ekonomik olduğunu, ev tuttuğunuz zaman eşya, faturalar gibi ek giderleriniz olacağını da unutmamalısınız. Ayrıca yeni bir sosyal çevreye girdiğinizi düşünürsek ev arkadaşı olarak seçeceğiniz kişileri tanımak için zamana ihtiyacınız olduğunu da hatırlatmak isteriz.
Yeni bir şehre yerleşmek ne kadar cazip görünürse görünsün yaşayacağınız zorluklar mutlaka olacaktır. Bu sebeple gideceğiniz şehir hakkında gitmeden önce mutlaka araştırma yapmanızı öneririz. Şehrin öğrencilere yaklaşımı, şehirdeki öğrenci hayatı, güvenli olmayan bölgeleri gibi şeyleri önceden bilmek hayatınızı kolaylaştıracaktır. Tabii ki artık hafta sonları yaşadığınız şehri keşfedeceğiniz için gezilecek yerler , tarihi özelliklerini de bu araştırmaya dahil etmenizi öneririz. Unutmayın ki en az dört yıl bu şehirde yaşayacaksınız. Bu yüzden şehri adım adım keşfederken, ortama daha kolay adapte olmanızı ve çevre edinmenizi sağlayacak etkinliklere katılmaktan çekinmeyin.
Her ailenin şehir dışında okuyan öğrencisine ayırdığı bütçe farklı olduğu için okurken çalışmak sizin için güzel bir seçenek olabilir. Bunun için okulunuz civarındaki kafeler part-time
çalışma için harika fırsattır. Böylece hem yeni bir çevre edinebilir, hem de kendi ihtiyaçlarınız için ek bir bütçe yaratmış olursunuz.
Bununla birlikte üniversitede kurulan dostlukların bundan sonraki hayatınızdaki yakın çevrenizi oluşturacağını unutmayın. Arkadaş çevrenizi ev, yurt ve bölüm arkadaşlarınızla sınırlamadan mümkün olduğunca geniş tutmaya odaklanın. Böylelikle farklı kültürlerden insanlarla etkileşim içinde olursunuz. Mezun olduğunuzda kocaman bir ailenin üyesi olarak hayatınıza devam edebilirsiniz.
Çalışma hayatına girdiğinizde basamakları daha rahat çıkmanızı sağlayacak yabancı dil konusunu hala halletmediyseniz, üniversite dönemindeki boş zamanlarınızı bu sorununuzu ortadan kaldırmak için verimli kullanma yoluna gidebilirsiniz. Bunun için üniversitelerin düzenlediği birçok ücretsiz kulüp olabileceği için bu konuyu da araştırmayı ihmal etmeyin.
Bir öğrenci olarak her şehirde yararlanabileceğiniz öğrencilere özel indirim ve kampanyalar olduğunu unutmayın. Bunları ufak bir internet araştırması yaparak kolayca bulabilirsiniz. Böylelikle hem bütçenizi biraz rahatlatır hem de birçok aktiviteye katılarak sosyal yaşamınızı çeşitlendirebilirsiniz.